“Tarih Yapılırken Uyuyamam.” – B. Şimşir

Yazar: Ahmet Bican Ercilasun 

Yakın dönem Türk tarihçiliğinin ve diplomasi tarihimizin büyük ismi Bilal Şimşir’i kaybettik. Bir süreden beri rahatsız olan emekli büyükelçimiz 20 Kasım 2023 tarihinde, 90 yaşında Ankara’da hayata gözlerini yumdu.

 

Bilal Şimşir deyince önce Rumeli’den Türk Göçleri adlı devasa kitap geliyor aklıma. İlk defa 1968 yılında Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü yayını olarak çıkan, daha sonra Türk Tarih Kurumu’nda yayımlanan bu çalışma yüzlerce belge ile Türkiye Türklüğünün nüfus yapısında Balkan Türklerinin yerini gözler önüne sermekteydi.

 

Şimşir’in bütün çalışmaları belgelere dayalıdır. Başta İngiliz diplomatik belgeleri olmak üzere bütün yabancı belgeleri ve Osmanlı belgelerini ustalıkla kullanır.

 

Atatürk konusunda çalışma yapmak isteyen bir araştırıcı Şimşir’in ciltler dolusu Atatürk kitaplarına bakmak zorundadır. Sekiz ciltlik İngiliz Belgelerinde Atatürk, dört ciltlik Atatürk ve Yabancı Devlet Başkanları, iki ciltlik Lozan Telgrafları… Ermeni sorunuyla ilgili eserleri tam 15 cilt tutar. Üstelik bu eserlerin birçoğu yabancı dilde yazılmıştır ve dışarıdaki kamuoyunu bilgilendirmeye yöneliktir.

 

Türk Tarih Kurumu yayınlarından 1992’de çıkan Türk Yazı Devrimi, harf inkılabına giden süreci ve sonrasını öğrenmek isteyenler için temel kitaptır. Bu eserde 1920’lerde Türk dünyasındaki alfabe hareket ve kararlarını da Türkiye’den sonra Kıbrıs ve Balkan Türklerinin nasıl yeni alfabemize geçtiklerini de öğrenebilirsiniz.

 

Bilal Şimşir’in bir başka kaynak çalışması da 2009’da Bilgi Yayınevi tarafından yayımlanan Kürtçülük I-II adlı eserdir. Osmanlı döneminden başlayıp 1999 yılına kadar uzanan Kürtçülük akımı bu eserde bütün belgeleriyle ortaya konulmuştur. Bugün adını pek de kimsenin hatırlamadığı Mustafa Remzi Bucak gibi ilgi çekici bir bölücünün 1940’ların başında İstanbul’daki Dicle Talebe yurdunda müdürlük yaptığını ve Musa Anter, Tarık Ziya Ekinci gibi bölücülerin bu yurtta yetiştiğini Şimşir’in bu eserinden hayretle okuyabilirsiniz. Ve aynı Mustafa Remzi Bucak’ın 1950-1954 arasında Demokrat Parti milletvekilliği yaptığını, daha sonra da Amerikan İncil Derneği üyesi olarak ABD’de yaşadığını öğrenince şaşkınlığınız bir kat daha artar.

 

Bilal Şimşir’in kitapları saymakla bitmez. Üstelik bu eserler 38 yıl boyunca Dışişleri Bakanlığı’nda görev yapan bir diplomat tarafından yazılmıştır. Şimşir gündüzleri elçilik yapmış, geceleri eser yazmıştır. Tam 88 ciltlik koca bir külliyat.

 

Onun diplomatik hayatı da bizim için çok önemlidir. İngiltere’de, Çin’de, Avustralya’da büyükelçilik görevleri çok önemlidir ama bence 1990-1995 yılları arasında merkezdeki genel müdürlük görevi çok daha önemlidir. Sovyet Bloku ve Uzak Doğu ülkeleriyle ilgili genel müdürlük. Bu yıllar, Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarının ilan edildiği yıllardır ve Bilal Şimşir, yardımcıları Halil Akıncı ve Kurtuluş Taşkent’le birlikte diplomatik bir heyet olarak 1991 yılında bu ülkeleri ziyaret ederek hem onların tanınmaları konusunda gerekli görüşmeleri yapmışlar hem de hazırladıkları raporlarla Türkiye’nin yöneticilerini ikna ederek Türk cumhuriyetlerini ilk tanıyan ülke olmamızı sağlamışlardır. Üstelik Avrupa ülkeleri ve ABD’nin engelleme çabalarına rağmen bunu yapmışlardır.

 

1933’te bir Balkan şehri olan Şumnu’da başlayan, 1951’den itibaren Türkiye’de devam eden bir Türklüğe hizmet hikâyesi. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü ve Türk Tarih Kurumu üyeliklerinin hakkını veren bir bilim adamı. En iyisi onun bu hikâyesini Bayram Kodaman tarafından hazırlanan ve Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsünce yayımlanan Bilâl N. Şimşir Armağanı’ndan okumak.